ORHAN SELEN

Okuduğunuz makale
KAYIP İLANI
Anasayfa   /    Köşe Yazarları   /    Orhan SELEN   /    KAYIP İLANI

02 Kasim 2016 - 04:11

394

oselen@anayurthaber.com

Orhan SELEN

ORHAN SELEN

KAYIP İLANI

Yüz yıllar kara delikler gibidirler.
Tarih ile içli dışlı olanlar bunu çok iyi bilirler.
Tarihin verdiği en önemli mesaj yaşamda sonsuzluğun olmadığıdır.
Ölüm bunun için vardır.
Dünyada bir gün öleceğini bilerek yaşayan tek canlı insandır ama  çok konuda kendini kandırmaya eğilimlidir.
Kendini kandırmakla da yetinmez çevresini, hatta tüm toplumu kandırmak için her türlü söz cambazlığına kalkışır.
Yıllardır “ Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacak” cümlesine takılırım.
Hani benim de içimden öyle geçer ama öte yandan da kendime sorarım:
“Biz bu cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatmak için ne yapıyoruz”?
Daha gerilere gitmeden hemen yazayım ki bu sorunu yanıtı son 30 yılda her zaman kocaman bir “HİÇ” olmuştur.
Tarihe bakınca da insan tedirgin oluyor.
Dünyanın en büyük ve uzun ömürlü imparatorluğu ROMA  tarih yaprakları arasında derin bir uykuda.  HUN, MOĞOL, TİMUR, OSMANLI  yoklar.
Büyük Britanya’nın sadece iz düşümü kalmış.
Sovyet İmparatorluğu 100 yıl yaşayamadı.
ABD İmparatorluğunda damar tıkanıklığı var ve her an kalbi durabilir.
Özetlersek devletlerin yaşamında sonsuzluk hayalden öteye gidemiyor.
Ulus devletler imparatorluklara göre daha şanslı sayılır.
Onlarda da uzun yaşamanın koşullarını yerine gelmesi gerekir.
Hukuk, adalet, insan hakları, üretim, adil paylaşım, anlayış ve hoşgörü olmayan bir toplum doğruca tarihin çöplüğüne gider.
Bu ölçütlere bakıldığında Türkiye tümünün dışında kalıyor.
Bırakalım sonsuzluğu, bu duruma göre bu yüz yılın sonunu göremeyiz.
Sonumuz bu öyküdekine benzer:
Yaşlı Adam, karakolun üç-beş basamaklık merdivenini birkaç kez dinlenerek çıktıktan sonra, ilk gördüğü memura yanaşarak:
-- Kayıp ilânı vermek istiyorum evlâdım, dedi. Ne yapmam gerekiyor?
Polis memuru, her günkü raporlardan birini yazıyordu. Antika bir daktiloyu takırdatıp dururken:
-- Hallederiz bey amca, dedi. Herhalde torun kayboldu değil mi? Yaşlı
adam, dudakları titrerken:
-- Annemi on yıldan beri görmedim, dedi. Babamı da belki en az yirmi yıl... Polis, yazmayı bırakıp adama döndü. Bu iş elbette ki normal değildi. İhtiyarın, susuzluktan çatlamış bir toprağı andıran ve bembeyaz sakallarla çevrelenen yüzü, en az seksen yaşında olduğuna
delildi. Bu yüzden de elbette ki bunamış, anne ve babasının öldüğünü
unutmuştu. Yaşlı adam, yanındaki pencereden bakarken, parkın orta yerindeki ıhlamuru gösterip:
-- En vefalı dostum bu ağaç, dedi. Aynı yaşta olmalıyız herhalde. Ne
zaman dışarı çıksam gölgesinde dinlendim, kokusunu doya doya çektim
içime. Ama o da benim gibi kuruyor şimdi.
-- Peki!.. diye lâfını kesti polis. Yakınlarınız yok mu? Dostunuz, akrabanız?
--Yakınlarım, şimdi çok uzaklarda, dedi adam. Dayım, amcam, teyzem,halam kim varsa orda. Eşim de öyle. Sadece iki çocuğum hayatta. Onlar da bu ihtiyardan bıktılar tabi.
Polis memuru, böyle tuhaf bir olaya ilk defa rastlıyordu. Herhalde en çıkar yol, bir ilân verir gibi görünüyor olmaktı. Zaten bu ihtiyarcık,karakoldan çıkar çıkmaz her şeyi unuturdu. Masadan bir kâğıt kalem alarak:
-- Peki dedecim, dedi. Sen ne istiyorsan öyle yapalım. "Annem ve babam kayboldu" yazıyoruz değil mi? Yaşlı adam, küçük bir çocuk gibi hıçkırırken:
-- Yok be evlâdım!.. dedi. Kaybolan benim. Annem ve babam bu ilânı görürlerse, belki beni alırlar yanlarına.

MAKALEYE YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Makaleye hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ